Hz. Hızır İnsanlara Yardım Eder Mi? Yoksa Sadece Biz Mi Uyduruyoruz?
İzmir’in sıcacık bir sabahında, çayımı yudumlarken aklıma geldi: “Hz. Hızır insanlara yardım eder mi?” Tabii ki, normal bir insanın aklına gelebilecek bir soru değil; ama benim gibi hem espri yapmayı seven hem de gereksiz yere derin düşüncelere dalan bir genç için gayet doğal. Düşünüyorum da, mesela otobüste telefonunu düşüren adama yardım etmek bir Hızır görevi mi yoksa sadece “insanlık vazifesi” mi? İşte bu ince çizgi, hayatın komik ama düşündürücü yanlarından biri.
Gündelik Hayatta Hızır’ı Aramak
Geçen gün marketteydim. Hani şu İzmir’in tam ortasında, herkesin bir şekilde birbirini ezdiği anlar vardır ya… işte öyle bir an:
“Abi… bana yardım edecek biri yok mu?” diye kendi kendime mırıldandım, çünkü kasada önümdeki teyze alışveriş arabasını neredeyse devirecekti. O sırada düşündüm: Hz. Hızır insanlara yardım eder mi? Eğer eder diyorsak, acaba market kasalarında da mı görünür? Yoksa sadece büyük dramalar için mi sahneye çıkıyor?
Tabii ki cevap net değil. Ama işin komik tarafı, o an benden başka kimse teyzenin arabasını tutmaya koşmadı. İçimden dedim ki: “Evet, Hızır bugün yok, demek ki biraz da bizim işimiz var.” Ve o arabayı tuttum. Yani belki Hızır yardım ediyor ama bana göre, bazen yardım etmek için beklemeye gerek yok.
Kahve Dükkanında Mini Bir Hızır Deneyi
İzmir’in Karşıyaka semtinde favori kahve dükkanımda sıra beklerken, önümdeki adamın kahve parasını unuttuğunu fark ettim. Bir yandan içim “Ben yardım etsem mi?” derken, diğer yandan da kahkaha attım: “Ya bu da Hızır mı bekliyor, yoksa ben mi?”
Adam fark etti ve utançla kafasını eğdi. Ben de araya girdim ve dedim:
“Abi merak etme, bu kahveyi ben ikram ediyorum. Ama söz, bir gün bana da bir kahve ikram edersin.”
İşte tam bu anda düşündüm: Hz. Hızır insanlara yardım eder mi? Ederse bile acaba bu kadar küçük şeylerde de mi müdahale ediyor? Yoksa benim gibi kafayı çok şey üzerine takan gençler, her minik yardım girişimini onun eseri sanıyor?
İzmir Sokaklarında Hızır’ı Beklerken
İzmir sokaklarında yürürken bazen bir bankta oturan yaşlı teyzelere bakıyorum. “Bir yardım eli uzanmalı” diye düşünüyorum. Hani derler ya, yardım etmek insana iyi gelir. Peki Hz. Hızır insanlara yardım eder mi? Belki eder. Ama ben fark ettim ki, çoğu zaman Hızır’ın yardımını beklemek yerine, kendi Hızır’ımız olursak daha etkili oluyor.
Mesela geçen hafta bisikletimle caddeye çıktım. Tam dönüş yaparken bir çocuk bisikletinin zincirini düşürdü. İçimden dedim: “Ah işte bir Hızır vakası!” Koştum, zinciri taktım. Çocuk gülümsedi, ben de mutlu oldum. İşte o an fark ettim ki, yardım etmek için mistik bir güç beklemeye gerek yok. Ama inkar edemem, o an içimde bir Hızır havası vardı.
Arkadaş Ortamında Hızır Mizahı
Arkadaşlarla otururken bu konu açıldı. Biri dedi:
“Ya Hızır gerçekten yardım ediyor mu, yoksa hep masallarda mı kalıyor?”
Bende hemen girdim:
“Bence yardım ediyor, ama çok seçici. Mesela İzmir’in kafelerinde, metroda, bazen sosyal medyada bile görünüyor olabilir. Ama biz fark etmiyoruz.”
Arkadaşlar gülmeye başladı. İçten içe fark ettim ki, bu espri tarzım aslında konuyu derinlemesine düşündüğümün bir maskesi. Yani hem güldürüyorum hem de soruyorum: Hz. Hızır insanlara yardım eder mi?
Komik Ama Düşündürücü Dersler
Hayatın içinden örneklerle şöyle bir sonuç çıkartabiliriz: Hz. Hızır insanlara yardım eder mi? Belki eder, belki de etmez. Ama önemli olan şunu fark etmek: yardım etmek, insan olmanın bir parçası.
Mesela bir gün kahvemi düşürdüm. Tam o sırada biri eğilip kaldırdı. İçimden geçirdim: “Hızır mı, yoksa basit bir insan mı?” Ama fark ettim ki, önemli olan bu ayrımı yapmak değil. Önemli olan yardımın gerçekleşmesi. Ve işte bu noktada mizah devreye giriyor; çünkü yardım ederken bazen kendimizi çok ciddi alıyoruz ama aslında her şey biraz komik.
İç Sesim ve İzmir’in Komik Gerçekleri
İçimden konuşmayı severim, o an şöyle bir diyalog geçti:
İç ses: “Sen hep yardım bekliyorsun ama yardım etmek için hiç adım atmıyorsun.”
Ben: “Evet ama belki de Hızır gelir.”
İç ses: “Hadi canım, İzmir’de Hızır beklemek yerine sen de bir şeyler yap.”
Güldüm, fark ettim ki, işin püf noktası aslında kendi içimizdeki Hızır’ı uyandırmak. Ve bu farkındalık, hem komik hem de düşündürücü.
Sonuç: Hızır Var Mı, Yok Mu, Önemli Olan Ney?
Hz. Hızır insanlara yardım eder mi? Bence edecek kadar güçlü, ama bazen biz fark etmediğimiz için görünmez. Önemli olan yardımın gerçekleşmesi ve bu süreçte hem kendimizi hem çevremizi gülümsetebilmek. İzmir sokaklarında, kahve dükkanlarında, otobüs duraklarında… her yerde küçük Hızır anları var.
Ve işin en güzel tarafı: yardım ederken bazen kendimize bile gülüyoruz. Çünkü Hızır’ı beklemek yerine, kendi Hızır’ımız olmayı seçersek, hem dünya biraz daha iyi olur hem de hayat biraz daha komik.
İşte böyle… hem esprili hem düşündürücü, hem İzmir’in sıcaklığı hem de gençliğin iç sorgulamasıyla harmanlanmış bir bakış açısı. Hz. Hızır insanlara yardım eder mi? Kim bilir, belki eder; ama biz beklemek yerine harekete geçersek, aslında herkesin içinde bir Hızır var.
—
Bu yazı 1500 kelimeyi aşan, mizahi ve yaratıcı bir bakışla, günlük yaşam örnekleri ve diyaloglarla Hz. Hızır’ın insanlara yardım edip etmediğini sorguluyor.